Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanserdir. Ancak meme kanseri denildiğinde yalnızca hastalığın kendisini değil, erken tanıyı, risk faktörlerini, taramayı ve kadınların kendi bedenlerini tanımalarını da konuşmamız gerekir.
Çünkü meme kanserinde önemli olan yalnızca “kanser olduğunda ne yapılacağı” değildir. Asıl hedef, hastalığı mümkün olduğunca erken yakalamak ve doğru kişiye doğru zamanda doğru tarama yöntemini uygulamaktır.
Meme Kanseri Farkındalık Ayı da tam olarak bunun için önemli bir fırsattır.
Meme kanseri kimlerde görülür?
Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Ancak meme kanseri yalnızca ileri yaşların hastalığı değildir. Genç kadınlarda da görülebilir.
Bu nedenle “Ben daha gencim, bende meme kanseri olmaz” düşüncesi doğru değildir.
Öte yandan, her kadının meme kanseri riski de aynı değildir. Bazı kadınlarda risk toplum ortalamasından belirgin şekilde daha yüksektir. Bu kadınların daha erken yaşta ve daha yoğun bir tarama programına alınması gerekebilir.
Burada önemli olan nokta, kişisel riskin bilinmesidir.
Meme kanseri riskini neler artırır?
Meme kanseri riskini değerlendirirken tek bir faktöre bakmak yeterli değildir. Kişisel özellikler, aile öyküsü, genetik özellikler ve bazı yaşam boyu maruziyetler birlikte değerlendirilir.
Örneğin, daha önce meme kanseri geçirmiş olmak, bazı yüksek riskli meme lezyonlarının bulunması veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olması riski artırabilir.
Aile öyküsü de önemlidir. Ailede genç yaşta meme kanseri görülmesi, birden fazla yakın akrabada meme veya over kanseri bulunması, iki taraflı meme kanseri veya erkek meme kanseri öyküsü olması genetik açıdan değerlendirme gerektirebilir. Burada yalnızca anne tarafına bakmak da doğru değildir. Hem anne hem baba tarafından gelen aile öyküsü önemlidir.
Bazı kadınlarda ise meme kanseri riski genetik nedenlerle belirgin olarak artabilir. BRCA1 ve BRCA2 en iyi bilinen genler olmakla birlikte PALB2, TP53, PTEN, ATM ve CHEK2 gibi başka genlerdeki patojenik değişiklikler de meme kanseri riskini etkileyebilir. Ancak bu genlerin hepsi aynı düzeyde risk anlamına gelmez. Bu nedenle genetik test sonucunu yalnızca “pozitif” veya “negatif” şeklinde değerlendirmek yerine, hangi genin hangi değişikliğini taşıdığı ve kişinin aile öyküsü ile birlikte yorumlanması gerekir.
“Ailemde meme kanseri yok, o halde riskim yok” doğru mu? Hayır. Meme kanserlerinin önemli bir bölümü ailesinde meme kanseri öyküsü olmayan kadınlarda ortaya çıkar. Aile öyküsünün olmaması riski sıfırlamaz. Aynı şekilde “annemde meme kanseri vardı, kesin ben de olacağım” düşüncesi de doğru değildir. Aile öyküsü riski artırabilir ancak gerçek risk; kişinin yaşı, ailedeki kanserlerin türü ve görülme yaşları, birinci ve ikinci derece akrabaların öyküsü, kişisel özellikler ve gerektiğinde genetik bilgiler birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu nedenle özellikle ailede birden fazla meme veya over kanseri bulunan, genç yaşta meme kanseri görülen ya da erkek meme kanseri öyküsü olan kadınlarda risk değerlendirmesi önemlidir.
Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
Meme kanserinin en sık fark edilen bulgularından biri memede yeni ortaya çıkan bir kitledir. Ancak her kitle kanser değildir. Memenin yapısında adet döngüsü, hormonal değişiklikler, kistler ve iyi huylu tümörler nedeniyle de değişiklikler meydana gelebilir. Bununla birlikte memede yeni ortaya çıkan ve özellikle giderek belirginleşen bir kitle mutlaka değerlendirilmelidir.
Bunun dışında şu değişiklikler de önemlidir:
- Meme şeklinde veya büyüklüğünde yeni ortaya çıkan değişiklik,
- Meme cildinde içe çekilme veya çökme,
- Meme başında yeni gelişen içe çekilme,
- Tek taraflı ve özellikle kanlı meme başı akıntısı,
- Meme cildinde kalınlaşma veya portakal kabuğu görünümü,
- Koltuk altında yeni ortaya çıkan kitle veya şişlik,
- Meme üzerinde geçmeyen,
- Yeni gelişmiş bir cilt değişikliği
Burada önemli olan, bu bulguların her birinin mutlaka kanser anlamına gelmediğini bilmektir. Ancak yeni ve açıklanamayan bir değişiklik varsa, “nasıl olsa geçer” diyerek beklemek yerine değerlendirilmesi gerekir.
Meme farkındalığı ne demektir?
Meme farkındalığı, temel bir kavram olarak kendi memenizin normal halini bilmektir. Memelerinizin nasıl göründüğünü ve normalde nasıl hissettirdiğini bilmeniz, yeni ve farklı bir değişikliği fark etmenizi kolaylaştırabilir. Bu nedenle kadınların kendi bedenlerini tanımaları önemlidir. Bu farkındalığı kazanmanın yollarından biri de kendi kendine meme muayenesidir. Kendi kendine meme muayenesinde amaç, kendi memenizi tanımaktır.
Ayna karşısında memelerin görünümüne bakmak, ellerle meme dokusunu ve koltuk altlarını kontrol etmek ve meme başında yeni bir değişiklik olup olmadığını fark etmek, kişinin kendi memesindeki değişiklikleri daha erken fark etmesine yardımcı olabilir.
Özellikle yeni ortaya çıkan bir kitle, meme cildinde çekilme veya kalınlaşma, meme başında yeni gelişen içe çekilme ya da tek taraflı olağandışı akıntı gibi bir değişiklik fark edildiğinde, bunu kendi kendine takip etmek yerine bir sağlık profesyoneline başvurmak gerekir.
Burada önemli bir ayrım var: Kendi kendine meme muayenesi, mamografinin veya doktor muayenesinin yerine geçmez. Çünkü meme kanserlerinin tamamı elle fark edilebilecek bir kitle oluşturmaz. Özellikle erken evredeki bazı kanserler yalnızca görüntüleme yöntemleriyle saptanabilir.
Bu nedenle meme farkındalığının mesajı; “Her ay kanser arayın” değil, “Kendi memenizi tanıyın ve normalinizden farklı bir değişiklik olduğunda gecikmeden değerlendirin” olmalıdır.
Tarama neden önemlidir?
Meme kanserinde amaç yalnızca bir kitle ortaya çıktıktan sonra hastalığı yakalamak değildir. Taramanın amacı, henüz belirti vermeyen meme kanserlerini daha erken evrede saptamaktır. Mamografi bu noktada en önemli tarama yöntemlerinden biridir.
Mamografi yerine ultrason yapılabilir mi?
Bu, klinikte en sık karşılaştığımız sorulardan biridir. Ultrason, mamografinin doğrudan alternatifi değildir.
Mamografi özellikle bazı küçük kalsifikasyonları ve meme dokusundaki belirli erken değişiklikleri göstermede çok değerlidir.
Ultrason ise farklı bir bilgi sağlar. Özellikle genç kadınlarda, yoğun meme dokusunda veya mamografide saptanan bir bulgunun değerlendirilmesinde önemli bir tamamlayıcı yöntem olabilir.
Tarama dışındaki kontrollerde de soru “mamografi mi, ultrason mu?” şeklinde sorulmamalıdır. Doğru soru:“Bu kadın için hangi görüntüleme yöntemi, hangi yaşta ve hangi risk düzeyinde uygun?” olmalıdır.
Yüksek riskli kadınlarda ise tarama farklıdır Her kadına aynı tarama programını uygulamak doğru değildir.
Yaşam boyu meme kanseri riski belirli modellerle hesaplandığında yaklaşık %20–25 veya üzerindeyse, kadın yüksek riskli tarama grubunda değerlendirilebilir. Bu durumda çoğu zaman yalnızca standart mamografi ile yetinilmez. Yüksek riskli kadınlarda genellikle yıllık mamografiye ek olarak yıllık kontrastlı meme MR'ı önerilir. MR, mamografinin yerine geçmez; ona ek olarak kullanılır.
Taramanın başlangıç yaşı da herkes için aynı değildir. BRCA1, BRCA2, PALB2, TP53, PTEN, ATM veya CHEK2 gibi farklı genetik durumlarda önerilen yaş ve tarama yöntemi değişebilir. Bu nedenle genetik test sonucu bulunan bir kadının tarama programı, yalnızca “genetik testim pozitif” bilgisine göre değil, hangi genin etkilendiği, aile öyküsü ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır.
Mamografi konusunda korkularımız ne kadar gerçek?
Mamografi sırasında memenin sıkıştırılması bazı kadınlarda rahatsızlık veya kısa süreli ağrıya neden olabilir. Ancak kompresyonun amacı tümörü dağıtmak değildir. Meme dokusunu incelterek dokuların üst üste binmesini azaltır, küçük bulguların daha iyi görülmesini sağlar, hareketi azaltır ve görüntü kalitesini artırır.
“Mamografi tümörü dağıtır” düşüncesinin bilimsel bir temeli yoktur. Üstelik meme kanserinin yayılması, memenin sıkıştırılmasıyla açıklanabilecek basit bir ‘mekanik dağılma’ mekanizması değildir.
Benzer şekilde meme protezi bulunan kadınların da mamografi yaptırması mümkündür. Protez varlığı mamografiye engel değildir. Ancak protezli memelerde görüntüleme tekniği farklılaştırılabilir ve gerektiğinde implantın geriye itilerek meme dokusunun daha iyi görüntülendiği özel görüntüler alınabilir.
Radyasyon konusunda endişelenmeli miyiz?
Mamografi X-ışını kullanan bir görüntüleme yöntemidir ve dolayısıyla radyasyon dozu sıfır değildir. Ancak kullanılan doz düşüktür. Burada önemli olan, radyasyon riskini “yok” kabul etmek değil, düşük dozun olası riskini erken tanının sağlayabileceği fayda ile birlikte değerlendirmektir.
Özellikle uygun yaş ve risk grubundaki kadınlarda mamografinin erken tanı açısından sağladığı yarar, bu küçük radyasyon riskinden çok daha önemlidir. Bu nedenle sırf radyasyon korkusu nedeniyle gerekli mamografiden kaçınmak doğru değildir.
En önemli mesaj: Her kadın için aynı tarama doğru değildir
Meme kanseri farkındalığını yalnızca pembe kurdeleler, sosyal medya kampanyaları veya yılda bir kez yapılan kontrollerle sınırlamamak gerekir.
Gerçek farkındalık; “Benim meme kanseri riskim nedir?” sorusunu sorabilmektir.
Sonrasında ise şu soruların yanıtını bulmak gerekir:
- Ne zaman taramaya başlamalıyım?
- Mamografiyi ne sıklıkta yaptırmalıyım?
- Meme dokum yoğun mu?
- Ultrasona ihtiyacım var mı?
- Meme MR'ı gerekli mi?
- Ailemdeki kanser öyküsü genetik değerlendirme gerektiriyor mu?
- Taşıdığım genetik değişiklik varsa tarama programım nasıl değişmeli?
Bütün bu soruların yanıtı her kadın için aynı değildir. Ayrıca; Erken tanı yalnızca bir tetkik sonucu değildir.
Meme kanserinde erken tanı; doğru zamanda farkındalık, uygun risk değerlendirmesi, doğru görüntüleme ve gerektiğinde hızlı tanısal değerlendirme sürecinin bütünüdür.
Bir kadının memesindeki değişikliği fark etmesi önemlidir. Ancak bundan daha önemlisi, o değişiklik olduğunda ne yapacağını bilmesidir.
Bir kitle fark ettiğinizde paniğe kapılmayın; ancak ihmal de etmeyin.
Ailenizde meme veya over kanseri öyküsü varsa bunu doktorunuzla paylaşın.
Daha önce göğüs bölgesine radyoterapi aldıysanız veya genetik test sonucunuz varsa bunu mutlaka belirtin.
Ve tarama programınızı yaşınıza göre değil, yaşınız ve riskiniz birlikte değerlendirilerek belirleyin.
Çünkü meme kanserinde farkındalık, korkmak değil bilmektir.
- Kendi riskini bilmek.
- Kendi memesini tanımak.
- Doğru zamanda doğru taramayı yaptırmak.
- Ve gerektiğinde gecikmeden yardım almak.
Meme Kanseri Farkındalık Ayı'nda en önemli mesajımız bu olsun:
Erken tanı bir tesadüf değil, doğru zamanda doğru adımların sonucudur.

COVID-19 İle Soğuk Algınlığı, Grip ve Alerjik Rinit Nasıl Ayırt Edilir?
Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar? Collagen Faydaları Nelerdir?
Soğuk Algınlığı Belirtileri ve Grip Belirtileri
İnme Nedir? İnme Belirtileri ve İnme Türleri Nelerdir?
Düzenli Kontroller Hayat Kurtarır
Günlük Kalori İhtiyacı Hesaplaması Nasıl Yapılır?